ÇİN RESİM SANATI


Yrd. Doç. Dr. Bülent OKAY 

            Çin, batılılar için her çağda ilgi konusu olmuş bir ülkedir. Çinlilerin evleri, giyimleri, yemekleri, yaşayış biçimleri, gelenekleri, yazıları batıdan oldukça farklıdır. Durum böyle olunca, Çin resim sanatının da batıdan farklı olması çok doğaldır.

            Çinliler, resim sanatını, “Çin Hat Sanatı”nın bir dalı gibi görürler.[1] Çin resim sanatı ile Çin hat sanatı arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için, öncelikle Çin yazısı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Çin yazsısı, bir resim yazısıdır. Önceleri, anlatılmak istenen varlıklar ve de eylemler resim yoluyla ifade edilmişlerdir. Zaman içinde bu resimler değişikliklere uğrayarak, günümüzde kullanılan “Çin Yazısı”nı oluşturmuşlardır.

            Çin yazısı, yakın zamana kadar fırça ile yazılırdı. Bunun sonucunda da, “Çin Hat Sanatı” meydana gelmiştir. Günümüzde, sadece Çin hat sanatı fırça ile yazılmakta, günlük yazışmalarda, çağdaş araçlar kullanılmaktadır. Çin hat sanatında, bir tek Çince imin doğru ve kurallarına uygun olarak yazılabilmesi için, en az beş yüz kez tekrarı gerekmektedir. Binlerce Çince imi yazmasını öğrenen ve de günlük yaşamında sürekli olarak fırça ile yazı yazmak zorunda kalan bir Çinlinin, fırça kullanmaktaki becerisi göz ardı etmek mümkün değildir.

            Dağları, ağaçları, kuşları, çiçekleri, böcekleri, balıkları, balıkçıları, bulutları, şelaleleri konu edinen Çinli ressam, tümüyle doğaya dönük bir çalışma içindedir. Ancak, Çinli ressamı, bir dağın ya da bir ağacın karşısında resim yaparken göremeyiz. Çinli ressam iyi bir gözlemcidir. Doğayı ve çevresindekileri sürekli olarak izler ve gördüklerini belleğine kaydeder. Kendisini resim yapmaya hazır hissettiği an resmini yapar. Bazen bu hazırlık dönemi uzun sürebilir. Ancak, Çinli ressam sabırlıdır. Resmini yapacağı konu zihninde olgunlaştıktan sonra, kâğıdını, mürekkebini, fırçasını ve gerekli diğer malzemelerini birer birer çıkartarak, hazırlıklarına başlar. Bütün bu hazırlıları, sanki dini bir törene hazırlanıyormuşçasına yavaş yavaş yapar. Kullanacağı fırçaları seçer, mürekkebini hazırlar ve pirinçten yapılmış özel kâğıdını serer. Artık kendi iç dünyası ile baş başadır. Fırçasını eline alır, fırçanın izleyeceği yolu kafasında canlandırmaya çalışır. Çünkü fırça kâğıda temas ettiği andan itibaren hareket etmelidir. Fırça ile kâğıt arasında temas sağlandıktan sonra, ressamın düşünmeye zamanı yoktur. Fırçasını, yavaş ya da hızlı, mutlaka hareket ettirmek zorundadır.

            Çini ressam, resim yapacağı kâğıt üzerinde, kendisine yol gösterici çizgilere ihtiyaç duymaz. Önceden, kâğıt üzerine herhangi bir işaret koymaz. Çinli ressamın en büyük dayanağı, hayal gücüdür. Ressamın beyni ile eli, tam bir uyum içinde ve de hür bir biçimde hareket ederler. Bu serbestlik ve uyum sağlanamadığı takdirde, resimde istenilen amaca ulaşmak mümkün olmaz.

            Çinli ressamın kullandığı malzeme ve araçlar, batılı meslektaşlarındakilerden oldukça farklıdır. Resim yapmakta kullanılan kâğıtlar, halen atadan kalma yöntemlerle elde edilmektedir. Ham maddesi pirinç olan kâğıt, tabaka tabaka ve tek tek üretilmektedir.[2] Yapılacak resmin cinsine göre, değişik özelliklerde kâğıtlar üretilmektedir.[3] Bu kâğıtların ortak özellikleri ise, suyu emmeleri ve suya karşı dayanıklı olmalarıdır.

            Bundan başka, özel olarak dokunmuş ipek-kâğıt üzerine de resim yapılabilmektedir. Ressam hangi malzemeyi kullanırsa kullansın, kullandığı malzemenin özelliğini bilmek zorundadır.

            Çin’de mürekkep “mo (mürekkep taşı)” adı verilen bir taşın eritilmesiyle elde edilir. Eritme işlemi ise, taştan yapılmış “yen t’ai (mürekkep kabı)” içinde yapılır. Çinli ressam, resim yapmaya başlamadan önce, kullanacağı mürekkebi hazırlar.

            İşini bitiren ressam, mürekkep kabı içinde kalan mürekkebi dökerek, kabın içini iyice yıkamak zorundadır. Aksi takdirde, artan mürekkep bozulur ve de yapılacak resmi etkiler. Temiz yıkanmayan mürekkep kabı içinde kalan ve kuruyan mürekkep de, yeni yapılan mürekkebi bozar.

            Çinli ressamların kullandığı fırçalar, görünüş olarak farklı olduğu kadar, yapıldığı malzemeler açısından da oldukça değişik özellikler gösterirler. Ancak, değişmeyen bir nokta var ki, fırçanın özelliği ne olursa olsun, sapı mutlaka bambudan yapılır. Bu bir gelenek haline gelmiştir.

            Fırçanın ucu, kullanılacağı amaca göre çeşitli hayvanların kıllarından yapılır. Kimi fırçaların ucu sert, kiminin yumuşaktır. Kimi fırçaların ucu bir badana fırçası kadar kalın, kiminin de bir bıçak ucu kadar sivridir. Ressam, yapacağı resme uygun olan fırçaları büyük bir titizlikle seçer.

            Görüldüğü gibi, Çinli ressamın kullandığı malzemeler ve araçlar, batılı meslektaşlarının kullandıklarından çok farklıdır. Buna bağlı olarak, ressamların kullandıkları yöntemlerin de farklı olması gayet doğaldır.Çinli ressam, batılı meslektaşlarının aksine, resmine ön plandan başlar. Önce ön plandaki varlıkları çizer, sonra adım adım geri plandaki varlıklara ulaşır. Örneğin, dağlar ve bulutlar en son çizilirler.

            Çin resminde yanlış vurulan bir fırça darbesinin düzeltilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, vurulan her fırça darbesinin bir anlamı vardır. Gereksiz bir darbe, ressamı amacından uzaklaştırmaya yeter. Fırça darbeleri ister sert, ister yumuşak olsun, fırçayı kullanan el kendinden emindir ve kararlıdır. Çinliler, “yumuşak gibi görünen fırça darbelerinde, demir taşınabilir.” Derler. Çin resimlerindeki canlılığın nedeni, fırça darbelerindeki kararlılıktır.

            Dikkat edildiğinde, Çin’de yağlı boy asrim yapılmadığını görürüz. Aksine, batılı ressamların en fazla kullandığı malzeme yağlı boyadır. Yağlı boya ile çalışan bir ressam, fırçasını dilediği zaman bırakabilir ve bir başka zaman resme devam edebilir. Yanlış vurulan bir fırça darbesini düzeltmek mümkündür. Ressam dilediği an resimde önemli değişiklikler yapabilme şansına sahiptir. Şüphesiz ki, yağlı boya resim yapmak da belli bir beceri ve yetenek gerektirmektedir. Ancak, yağlı boya, ressama bazı kolaylıklar sağlamaktadır. Çinli ressam ise, bu tür kolaylıklardan tümüyle yoksundur. Başladığı resmi bitirmek zorundadır. Ara vermesi söz konusu olamaz. Zaten Çinli ressam, kendini hazır hissetmedikçe resim yapmaya başlamaz.

            Renkli resim yapmak için iki ayrı yöntem kullanılmaktadır. İlkinde, resim normal olarak mürekkeple, siyah-beyaz olarak yapılır. Resmin kuruması beklenir. Bu kez, sulandırılmış mürekkeple gölgeler vurulur. Bu işlem yapılırken kâğıt tamamen ıslanır. Kuruması için oldukça uzun bir zaman beklemek gerekebilir.[4] Eğer, gölgeler istendiği gibi olmazsa, gölge vurma işlemi yinelenir. Bundan sonra, kullanılacak renkler hazırlanır. Önce taşarlın ve dağların gölgeli kısımları, sonra da ışık alan yerleri boyanır. Tekrar resmin kuruması beklenir. Sırasıyla, ağaçların gövdeleri, dalları ve yaprakları boyanır. Resim tekrar kurutulur ve şelaleler, sular renklendirilir. Kurutulur ve son olarak da dağlar ve bulutlar renklendirilir. Görüldüğü gibi, belirli bir sıra izlemek ve sabırlı olmak gerekmektedir. Önemli bir nokta da, yapılan resmin hangi mevsimi yansıttığıdır. Dağların, taşların, ağaçların, çiçeklerin renkleri, kuşların cinsleri ve bulutların biçimleri hep buna bağlıdır. Bu konuda, Çinli ressam olağanüstü güçlü bir belleğe sahiptir.

            Renkli resimde uygulanan ikinci yöntemde ise, resim doğrudan doğruya renkli olarak yapılır. Bu yöntemle resim yapmak çok zordur. Bunun için, uzun süre siyah-beyaz resim çalışmak gerekmektedir.

            Bir önemli nokta da, Çin emsinde batılı anlamda perspektif olmayışıdır. Dağlar, ağaçlar ve evler üst üste resmedilirler. Ancak, Çin resminde kişiyi büyüleyen, adeta içine çeken bir derinlik vardır. Bu gizemli derinlik, mürekkebin değişik tonlarda kullanılmasından ve de fırça tekniğinden kaynaklanmaktadır. Mürekkepten değişik tonlar elde edebilmek için, fırçaya çekilecek su miktarının çok iyi ayarlanması gerekmektedir. Bu da, fırçayı ve mürekkebi çok iyi tanıyan Çinli ressam için pek de zor olmamaktadır.

            Batılı, resme belirli bir uzaklıktan bakarak, resmi tümüyle kavramak ister. Oysa bir Çinli, resme çok fazla yaklaşır ve dikkatini bir noktaya verir. Sonra da bu noktadan başlayarak, tüm resmi yavaş yavaş, tıpkı kitap okur gibi kavramaya çalışır.

            Çinlilere göre resim yapmak için sadece iyi bir bellek ve iyi bir fırça tekniğine sahip olmak yeterli değildir. İyi bir kafa ve iyi bir ruh da gereklidir. Beden ile ruh tam bir uyum sağlayamazsa, kişinin davranışları yanlışlıklarla doludur. İyi bir ressamda beden ve ruhun tam bir uyum içinde olması gerekmektedir.  

BİBLİYOGRAFYA

RUSHELL, S.W.: Chinese Art, C. 2, London, 1924.

CHOU, Ch’ien Ch’iu: Chinese Painting, Yi Shu T’u Shu Kung Szu, Taipei, 1979.

HART, Burling, J.: Chinese Art, London, 1953.

HE, Kung Shang: The History of Western Arts, Yi Shu T’u Shu Kung Szu, Taipei, 1976.

HE, Kung Shang: The History of Chinese Arts, Yi Shu T’u Shu Kung Szu, Taipei, 1980.

HU, Hen: Chinese Art, You Shih Wen Hua Shih Yeh Kung Szu, Taipei,1985.

LU, Hsi Chiung: To Paint in Ling-nan-Style-1, no:9, Yi Shu T’u Shu Kung Szu, Taipei, 1988.

LU, Hsi Chiung: Chinese Painting For Beginners, no:17, Yi Shu T’u T’u Shu Kung Szu,Taipei, 1990.

TSAO, Shao Ang: A Study of Chinese Painting, Yi Shu T’u shu Kung Szu, Taipei, 1988.


 

[1]

[2] Günümüzde, seri kâğıt üretimi yapan fabrikalar olamasına rağmen ressamlar, atadan kalma yöntemle yapılan kâğıtları tercih etmektedirler.

[3] Genel olarak bu tür kâğıtları “Mien Chih” ve “ Hsüen Chih” olarak sınıflandırmak mümkündür. Manzara resimleri için suya dayanıklı mien chih kullanılır. Çiçek ve kuş resimleri için ise hsüen chih tercih edilir.

[4] Bol miktarda su emmiş bulunan kâğıdın kuruması çok uzun süreceği için, günümüzde saç kurutma aleti ile kurutma yapılmakta ve gereksiz beklemekten kaçınılmaktadır.




16 Eylül 2011 , Cuma