T’ANG HANEDANLIĞI’NIN KURULUŞ DÖNEMİNDE GÖKTÜRK’LERİN OYNADIKLARI ÖNEMLİ ROL


T’ANG HANEDANLIĞI’NIN KURULUŞ DÖNEMİNDE GÖKTÜRK’LERİN OYNADIKLARI ÖNEMLİ ROL 

                                                                                              Yrd. Doç. Dr. Bülent OKAY

          Han Hanedanlığının(M.Ö. 206- M.S. 220) sona ermesinden sonra Çin, yaklaşık 350 yıl süren bir kargaşa dönemi yaşamıştır. Wei-Chin Güney-Kuzey Hanedanları adıyla anılan bu dönem, Sui Hanedanlığının (580-617) kurulmasıyla sona ermiştir. Sui Hanedanlığının hemen akabinde kurulan T’ang Hanedanlığı (618-906) döneminde ise ülkede birlik tam olarak sağlanmış ve Çin uygarlığı, kendi ortaçağının en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır. 

         T’ang Hanedanlığı kurulduktan sonra, Çin’in sınırları hızla genişlemiş ve çok sayıda ulusu idaresi altına alan evrensel bir imparatorluk haline gelmiştir. Bunun doğal sonucu olarak, Çin ile Orta Asya kökenli uluslar arasındaki ilişkiler daha da gelişmiş ve birbirlerini bütünleyen parçalar haline gelmişlerdir.

 

         Orta Asya kökenli uluslardan çıkan bilgili ve yetenekli kişiler, Çin’de önemli görevlere gelmişler ve devlet yönetiminde söz sahibi olmuşlardır. Kendi öz kültürleriyle Çin’e gelen bu yabancılar, Çin kültürünü benimsemişler ve Çin kültürüne, taze kan görevi görmüşlerdir. Çin kültürü ile Orta Asya kültürünün sentezi sonunda, T’ang Hanedanlığı çok görkemli bir dönem olmuş ve o zamanki dünya devletleri içinde, yüksek düzeydeki uygarlıklardan biri haline gelmiştir.

         Bazı bilim çevrelerine göre, Çin’in kuzey, kuzey-batı ve batısında bulunan Orta Asya kökenli uluslar, uygarlıktan yoksundurlar. Bunlar, Çin uygarlığından etkilenmişler ve her şeyi Çinlilerden öğrenmişlerdir. Ancak, kimi araştırmacılar bu kanıda değildir. Onlara göre ise, bu etkileme ve etkilenme olayı tek taraflı olmayıp, karşılıklıdır.

         Örneğin ünlü Çinli tarihçi Ch’en Yin K’e (1890-1960), bu etkileşimin karşılıklı olduğu kanısındadır. Ch’en Yin K’e, Çin ile Batı arasındaki ilişkiler, Budizmin yayılması, Orta Asya tarihi ve coğrafyası konularında Fransız P. Pelliot, Alman F. W. K. Müler ve Sovyet W. Barthold gibi değerli araştırmacıların bilgilerinden yararlanmış ve onlardan etkilenmiş bir bilim adamıdır.

         Japonya, Almanya ve Amerika’da öğrenim görmüş olan Ch’en Yin K’e, çok iyi bildiği Sanskrit, Göktürkçe, Moğolcadan başka; Tibetçe, Tunguzca, Farsça ve Türkçe de bilmekteydi.

         Çin ve Orta Asya halkları arasındaki ilişkiler konusunda tüm dünyanın saygınlığını kazanmış olan Ch’en Yin K’e, bu konuda Çin’de de en ön sırayı almaktadır.

         Ch’en Yin K’e, Çin Tarihi üzerinde çalışırken, özellikle Sui ve T’ang Hanedanları dönemlerindeki kişi adlarına dikkat etmiş; önemli gördüğü kişilerin soy kütüklerini incelemiş ve bunları kaydetmiştir. Sui- T’ang Hanedanları dönemindeki kültürün, önceki dönemlerdeki kültürlerin bir devamı olmadığını; bu kültürün birçok yeni unsurlar içerdiğini; bunun nedeninin de, Sui-T’ang Hanedanları döneminde Çinliler ile Orta Asya kökenli ulusların kaynaşması olduğu sonucuna varmıştır. Bu konudaki görüşlerini, çeşitli bilimsel yazılarında dile getirmiştir.

         Ch’en Yin K’e’nın öğrencisi Yao Wei Yuan, hocasının izinden yürümüş ve ‘‘Kuzey Hanedanları Dönemindeki Yabancıların Soyadları ‘‘ konulu bilimsel bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada, Wei- Chin Güney-Kuzey Hanedanları dönemindeki soyadları incelemekte ve yabancılara sonradan hangi soyadların verildiğini ortaya koymaktadır. Ancak bu çalışma, kişiler ve yaptıkları hakkında bilgi vermemekte, sadece kimlik saptaması yapmaktadır. 

         Çinli tarihçiler günümüze kadar ulaşan değerli eserler bırakmışlardır. Bu eserlerinde yalnız siyasi ve askeri olayları yazmakla kalmamış; komşu ülkelere giden elçilerin, kumandanların günlük ve raporlarını da kaydetmişlerdir. Çeşitli seyahatnameleri de içeren Çin tarih kaynaklarında, komşu ülke ya da ulusların tarihleri, kültürleri, gelenekleri ve dinsel inançları hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. 

       Çin Tarih kitapları incelendiğinde, T’ang Hanedanlığı döneminde önemli görevlerde bulunmuş pek çok yabancının olduğu görülür. Ancak, bu kişiler birer Çinli gibi kaydedilmişlerdir.  Bu kişilerin soy kütükleri incelendiğinde, Çince adların sonradan verilmiş olduğunu anlıyoruz. Yapılacak titiz bir çalışma ile, bu kişilerin hangi ulustan olduklarını saptamak mümkün olmaktadır.

         Orta Asya kökenli kişilerin Çin soyadları almaları çeşitli yollarla olmuştur. Çeşitli nedenlerle Çin topraklarına yerleşen bu yabancılar, Çin’deki yaşama ayak uydurabilmek için soyadı almak zorunda kaldıklarında, boy adlarını ‘‘soyad‘‘ olarak kullanmaya başlamışlardır. Kimi zaman da, başarılı hizmetlerinden dolayı Çin hükümdarı tarafından soyadı verildiği olmuştur. Bundan başka, bazı Orta Asya ulusların liderleri Çinlilere özenmiş ve soyadı kullanmayı zorunlu kılmıştır. Örneğin, T’o Pa Wei döneminde Hsiao Wen Ti adındaki hükümdar, Çin’in bir bölgesini ele geçirdikten sonra halkının anadillerini kullanmalarını ve geleneksel giysilerini giymelerini yasaklamıştır. Herkesin Çin adı ve soyadı almasını emretmiştir.

         Bazı bilim adamlarınca, benliklerini yitirdikleri ve Çinlileştikleri iddia edilen Orta Asya kökenli kişilerden pek çok devlet adamı, resimde yeni ekol yaratan ressamlar, örnek kentler inşa eden mimarlar, tıp ve farmakoloji alanında hizmetler veren hekimler, ünlü şairler ve diğer pek çok alanda başarılı hizmetler vermiş kişiler çıkmıştır. Bu kişiler, Çin uygarlığının gelişmesinde önemli roller oynamışlardır.

         Özellikle Sui Hanedanlığının yıkılışı ve T’ang Hanedanlığının kuruluşu sırasında T’u Chüeh (Göktürk)’lerin oynamış olduğu rol çok önemlidir.  Diyebiliriz ki, taht kavgası yapan Çinli askeri liderlerden hangisinin tahta geçeceğine T’u Chüeh’ler karar vermişlerdir. 

          Sui Hanedanlığının son dönemlerinde, Çin’in kuzeyindeki askeri liderler arasında kıyasıya bir iktidar kavgası sürmekteydi. Bu askerler, T’u Chüeh’lerin desteğini sağlamak için ellerinden geleni yapmaktaydılar. Hatta, T’u Chüeh’lerin buyruğu altında olduklarını ifade etmekten bile kaçınmıyorlardı. Çünkü, başarılı olabilmek için T’u Chüeh’lerin askeri güçlerine ihtiyaçları vardı. 

           Bununla ilgili olarak T’ung Tian içindeki 197. bölümde, Hsin T’ang Shu içindeki 215. bölümde ve T’ang Hui Yao içindeki 94. bölümde T’u Chüeh’lerle ilgili kayıtlarda ‘‘Sui Hanedanlığı sona ererken Çin’in siyasi durumu çok karışıktı. Pek çok Çinli, T’u Chüeh’lerin yaşadıkları yerlere göç ediyordu.

Bunun sonucunda T’u Chüeh’ler daha da güçlendiler. Çin imparatorluğundan bile güçlü bir duruma geldiler….. Doğudaki Ch’i Tan’dan, batıdaki T’u Ku Hun, Kao Ch’ang’a kadar tüm ülkeler T’u Chüeh’lerin sözünü dinliyordu. Onlara saygı duyuyordu. Ordularındaki asker sayısı bir milyonu aşmıştı. Göçebelerin o zamana kadar böylesine güçlü oldukları görülmemişti. T’ang Hanedanlığının kurucuları T’ai Yuan’de Sui Hanedanlığına karşı ayaklanırken, Liu Wen-Chin adındaki elçiyi T’u Chüeh’lerle gönderip, onların yardımını istemiştir ‘‘  denmektedir.

         T’ang Hanedanlığının kurucusu ve ilk hükümdarı Li Yuan, T’u Chüeh’lere sık sık elçiler göndererek, onlara bağlılığını ifade etmiştir. Bunun sonucunda da, T’u Chüeh’lerin desteğini sağlayarak, iktidar kavgası yapan pek çok askeri lider içinden galip çıkarak T’ang Hanedanlığını kurmuştur.

         T’ang Hanedanlığı dönemi tarihini yazan tarihçiler, T’ang Hanedanlığının kuruluşu sırasında T’u Chüeh’lerin oynamış oldukları önemli rolü görmezden gelmeye çalışmışlardır. T’u Chüeh’lerin yardımlarını önemsizmiş gibi gösterme çabasına girmişlerdir. 

         T’ang Hanedanlığı kurulduktan bir müddet sonra, Hsieh Li K’e Han, Çinlilerle yaptığı bir savaşı kaybeder. Bu haberi duyan Li Yuan’in oğlu Li Shih-Ming çok sevinmiş ve duygularını açığa vurmuştur. Tarihçiler tarafından aynen kaydedilen Li Shih-Ming’in sözleri, T’ang Hanedanlığının kuruluşu sırasında T’u Chüeh’lerin oynamış oldukları rolü anlatmaya yeterlidir. 

         Chiu T’ang Shu 67. bölüm Li Chin Kayıtları’nda ‘‘T’ang T’ai T’sung  ( Li Shih-Ming), Li Chin’ın Hsieh Li K’e Han’ı yendiğini duyunca çok sevindi. Çevresindekilere dedi ki ‘ T’ang Hanedanlığı kurulurken babam (Li Yuan), halkının iyiliği için T’u Chüeh’lere boyun eğdi. O zaman buna çok üzülmüştüm. T’u Chüeh’leri yok etmek için yemin etmiştim. Bu olay beni çok rahatsız ediyordu. Oturduğumda rahat edemiyordum. Yediğimden tat alamıyordum. Şimdi, ordumuzun bir bölümü onları yendi, eskiden meydana gelen yüz kızartıcı olayı temizledi ’ ‘‘ denmektedir. 

         Şimdi de, T’ang Hanedanlığı sona erdikten sonra yazılmış olan Hsin T’ang Shu, Chiu T’ang Shu ve Tse Chih T’ung Chien içindeki, Sui Hanedanlığının son dönemlerinde Çin’in kuzeyinde iktidar kavgası yapan askeri liderlere T’u Chüeh’ler tarafından verilen rütbeler ve destek ile ilgili kayıtlara bir göz atalım.

         Chiu T’ang Shu 55. bölüm ve Hsin T’ang Shu 86. bölüm içindeki Liu Wu-Chuo Kayıtları’nda[1] ‘‘T’u Chüeh’ler, Liu Wu-Chuo’ya Ting Yang K’e Han unvanı verdiler. Ona, kurt başlı bir bayrak verdiler. Liu Wu-Chuo kendini Çin hükümdarı olarak görmeye başladı’’ denilmektedir. 

         Tse Chih T’ung Chien 183. bölümdeki Sui Hanedanlığı Dönemi Kayıtları’nda da ‘‘617 yılında T’u Chüeh’ler, Liu Wu-Chuo’ya Ting Yang K’e Han unvanı verdiler. Ona, kurt başlı bir bayrak verdiler. Liu Wu Chuo kendini imparator gibi görmeye başladı’’ denilmektedir.

        Şimdi de T’ang dönemi tarihçilerinden Wen Ta-Ya’nın yazmış olduğu Ta T’ang Ch’uan Yeh Ch’i Chü Chu (Büyük T’ang Hanedanlığı Kuruluş Tarihi) içindeki yazılanlara bir göz atalım. Aynı olay, ‘‘617 yılının ikinci ayında, Ma Yi’li asker Liu Wu-Chuo, Ma Yi’nin yöneticisini öldürdü. Oranın yönetimini eline geçirdi. Kendisini hükümdar ilan etti. Ülkesine de Ting Yang adını verdi’’ şeklinde anlatılmaktadır. 

         Chiu T’ang Shu, Hsin T’ang Shu ve Tse Chih T’ung Chien adındaki tarih kitaplarında, doğrudan doğruya T’u Chüeh’lerin Liu Wu-Chuo’ya Ting Yang K’e Han unvanı verdiğinden söz edilmektedir. T’ang dönemi tarihçisi Wen Ta-Ya ise, T’u Chüeh’lerin oynamış oldukları rolü anlatmamak için olayları değiştirme yoluna gitmiş ve ‘‘Ting Yang’’ sözcüğünü bir ülke adı olarak anlatmıştır.

          Ting Yang’ın anlamı, Yang’ları yenen, onlara üstünlük sağlayan kişi demektir. Sui Hanedanlığı hükümdar ailesinin soyadı Yang’dır. ‘‘Ting Yang’’ unvanı, askeri bir lidere verilebilir. Ancak, hiçbir şekilde bir ülkeye ad olarak verilemez. Şurası kesindir ki, ‘‘Ting Yang’’, T’u Chüeh’lerin Liu Wu-Chuo’ya vermiş oldukları bir unvandır.

         Kuzey Çin’deki iktidar kavgası sırasında T’u Chüeh’lerin desteğini sağlamak için çaba harcayan askeri liderlerin sayısı hiç de az değildir. Bunlardan Li Yuan ve Liu Wu-Chuo ile ilgili belgelere değindik. Şimdi de, diğer önemli askeri liderlerden Liang Shih-Tu ve Li Tzu-He ile ilgili kayıtlara bir göz atalım.

         Hsiu T’ang Shu 87. bölüm ve Chiu T’ang Shu 56. bölüm içindeki Liang Shih-Tu Kayıtları ‘‘ Liang Shih-Tu, Liang adında bir ülke kurarak kendisini hükümdar ilan etti. Shih Pi K’e Han, ona kurt başlı bir bayrak gönderdi ve Ta Tu Pi Ch’ieh K’e Han unvanı verdi’’ denilmektedir[2].

         Hsin T’ang Shu içindeki Li Tzu-He Kayıtlarında ‘‘Li Tzu-He, kuzeydeki T’u Chüeh’lerin egemenliğini kabul ettiğini ve onların hizmetinde olduğunu söylüyordu. Erkek kardeşini T’u Chüeh’lere rehin olarak göndermişti. Shih Pi K’e Han ona, P’ing Yang T’ien Tzu unvanı verdi. O, ‘‘ Yang’ları yenen prens’’ anlamına gelen bu unvanı, kendisinin böyle bir unvana layık olmadığı gerekçesiyle kabul etmedi. Bunun üzerine kendisine, Wu Li Shih unvanı verilmiştir’’ denmektedir.

          Tse Chih T’ung Chien 183. bölüm, Sui Dönemi Kayıtları’nda  ‘‘Shih Pi K’e Han, Liu Wu-Chuo’ya Ting Yang T’ien Tzu unvanı verdi.(Başka kayıtlarda Ting Yang K’e Han olarak geçen bu unvan, burada değişikliğe uğramış ve Ting Yang T’ien Tzu olmuştur.) Liang Shih- Tu’ya, Chieh Shih T’ian Tzu unvanı verildi. Li Tzu-He’ya, P’ing Yang T’ian Tzu unvanı verildi. Li Tzu-He, bu unvanı almaya cesaret edemediği için unvanı, Wu Li Shih olarak değiştirilmiştir’’ denilmektedir.

         Görüldüğü gibi, Sui Hanedanlığının son dönemindeki iktidar kavgasında, askeri liderler T’u Chüeh’lerin desteğini sağlamak için adeta yarışmaktadırlar. T’u Chüeh’ler de destekledikleri kişilere çeşitli unvanlar, kurt başlı bayraklar vererek, onları desteklediklerini göstermişlerdir. Bu askeri liderler, bu armağanları kabul etmekle, T’u Chüeh’lerin emri altına girdiklerini ifade etmiş oluyorlardı. Biliyorlardı ki, T’u Chüeh’lerin desteğini kazanan kişi, iktidar kavgasının galibi olacaktır.

         Li Yuan, rakiplerini yenerek T’ang Hanedanlığını kurmayı başarmış ve T’ang Kao Tzu adıyla tahta geçmiştir. Pek çok Çinli tarihçi, iktidar kavgasına katılan askeri liderlerin T’u Chüeh’lerle kurmuş oldukları ilişkileri ayrıntılarıyla anlatmalarına karşın; Li Yuan’in T’u Chüeh’lerden almış olduğu yardıma fazla değinmek istememişlerdir. T’ang Hanedanlığı hükümdarı Li Yuan’in, Orta Asya kökenli bir ulustan yardım istemesi ve onlara boyun eğmesini pek kabullenememişlerdir. 

            Tarihi olayları tarif etmek mümkündür ancak, gerçekleri değiştirmek mümkün değildir. Şimdi, belgeleri taramaya devam edelim ve olaya biraz daha açıklık kazandıralım.

            Wen Ta-Ya’nın yazmış olduğu Ta T’ang Ch’uan Yeh Ch’i Chü Chu adlı eser, Li Yuan’in T’ai Yuan’de başlayan başkaldırı öyküsünü en ayrıntılı olarak anlatan belgelerden biridir. Wen Ta-Ya, Li Yuan’in başarıya ulaşmasında T’u Chüeh’lerin rolünü çok iyi bilmektedir. Ama nedense, bu konuya fazla değinmek istememektedir. Buna rağmen, Wen Ta-Ya’nın yazmış olduğu kitaptan bazı sonuçlar çıkarmak mümkün olabilmektedir. 

            Bayrak, bir ulusun, dolayısı ile de ordunun sembolüdür. Savaş sırasında askeri yönlendiren ve yüreklendiren bayraktır. 

            Sui Hanedanlığının bayrağı kırmızı renkliydi. Li Yuan, Sui ordusunda görevli bir askerdi. Li Yuan, Sui Hanedanlığına karşı ayaklandığı zaman kırmızı ve beyaz renklerden meydana gelen bayraklar kullanmıştır.[3]

            Wen Ta-Ya kitabında şöyle demektedir: ‘‘Li Yuan henüz Sui Hanedanlığına başkaldırmadan önce, Li Yuan’in etrafındakiler derlemiş oldukları halk türkülerini ona sunarlar. Bu türkülerden birinde şöyle denilmektedir:

                       ‘‘Küçük çocuklar

                          Bir sopaya beyaz bayrak takarlarsa

                          Göçebe ulusların askerleri

                          Bu bayrağın etrafında toplanır.’’

            Li Yuan ailesinin soyadı ‘‘Li’’dir. Li sözcüğü, ağaç ve çocuk imlerinden oluşmaktadır. Bu nedenle, çocukların sopaya beyaz bayrak takmaları, soyadları Li olan T’ang Hanedanlığı kurucularının beyaz bayrak kullanmalarını anlatmaktadır. Göçebe ulusların askerlerinin toplanmasında, T’u Chüeh’lerin yardıma geleceğini anlatmaktadır.

            Li Yuan’in bayrağı kırmızı ve beyaz renklerden meydana geliyordu. Bunun anlamı şudur. Beyaz renk, kırmızı bayraklı Sui Hanedanlığına başkaldırıldığını ve de T’u Chüeh’lere bağımlı olduklarını (aynı zamanda onların desteğini sağladıklarını)  ifade ediyordu. Kırmızı renk ise, kendisinin Sui Hanedanlığından geldiğini, aslını tamamen unutmadığını ifade ediyordu[4].

            Ta T’ang Ch’uan Yeh Ch’i Chü Chu adlı kitabı okumaya devam edelim: ‘‘T’u Chüeh soylularından K’an Hsiao Li ve beraberindeki heyet, Li Yuan ile görüşmeye geldiklerinde, Li Yuan onları Ching Yang Sarayı’nın doğu kapısı yanındaki odada kabul etti. Shih Pi K’e Han’ın göndermiş olduğu mektubu aldı. Li Yuan, gelenlere karşı çok saygılı gibi davrandı. Onlara çeşitli armağanlar verdi ve onları ağırladı. K’an Hsiao Li ve beraberindekiler memnun oldular’’ denmektedir. Wen Ta-Ya’nın anlatışına bakılırsa Li Yuan, T’u Chüeh’lerden gelen heyete önem vermemiş ve heyeti küçük bir odada kabul etmiştir. Ama, gelenlerin gönlünü hoş etmek için ‘‘ saygılı gibi davranmak’’ zorunda kalmıştır. Demek ki gereğinden fazla saygı gösterisinde bulunmuştur. Burada bir önemli nokta da, Li Yuan’in, T’u Chüeh’lerden gelen mektubu kabul etmesidir. ‘‘ Shih Pi K’e Han’ın mektubunu kabul etti’’ cümlesinde kullanılan ‘‘shou’’ kabul etmek fiili, bir üst makamdan gelen bir nesnenin alındığını anlatmakta kullanılır.                    

            Burada sözü edilen mektup, Li Yuan’e verilen unvanın beratı olmalıdır. Wen Ta-Ya, mektubun içeriği ve verilen unvan hakkında bilgi vermemiştir. 

            Wen Ta-Ya’nın kitabını okumaya devam edelim: ‘‘K’an Hsiao Li ülkesine döndükten sonra, Li Yuan, Liu Wen-Chin’i elçi olarak T’u Chüeh’lere gönderdi. Liu Wen-Chin geri dönerken, T’u Chüeh askerlerinden meydana gelmiş bir ordu ile birlikte döndü’’[5]

            Buradan da anlıyoruz ki, Li Yuan, Sui Hanedanlığına karşı ayaklanmadan önce, T’u Chüeh’lerin desteğini sağlamayı başarmıştır. Zaten o dönemdeki askeri ve siyasi dengeye baktığımızda T’u Chüeh’lerin desteğini sağlamadan başarılı olma şansının olmadığını görürüz. 

            Wen Ta-Ya’nın kitabını okumaya devam edelim. ‘‘Askerler arasında, ‘ eğer Li Yuan, T’u Chüeh’lerle işbirliği yapmazsa; onun peşinden gitmeyiz’ şeklinde konuşmalar oluyordu. P’ei Chi ve Liu Wen-Chin adındaki vezirler bu konuşulanları Li Yuan’e ilettiler. Daha sonra, P’ei Chi ile prens (Li Shih-Ming) birlikte Li Yuan’e giderek bayrağın rengini değiştirmesini, T’u Chüeh’ler ile işbirliği yaptığını belli etmesini istediler. Bunun üzerine Li Yuan, T’u Chüeh’lere elçi göndererek isteğini bildirdi. Shih Pi K’e Han bu isteği kabul etti. SoyluK’an Hsiao Li’yi elçi olarak gönderdi. Binden fazla at gönderdi. Üstelik, Li Yuan’in Sui başkenti Hsi Ching’e yapacağı saldırıya yardımcı olmak için asker göndermeye söz verdi.’’[6] 

         Wen Ta-Ya’nın kitabında, Liu Wen-Chin ile Shih Pi K’e Han arasında neler konuşulduğu, aralarında nasıl bir anlaşma yaptıkları anlatılmamaktadır. Bu konularda bazı tereddütler bulunmaktadır. O nedenle, konuya açıklık getirmek için, diğer tarih kaynaklarına bir göz atmakta yarar görmekteyiz. 

          Chiu T’ang Shu içindeki Liu Wen-Chin Kayıtları’nda ‘‘Liu Wen-Chin, Li Yuan’e bayrağın (renginin) değiştirilmesini önerdi. Başkaldırmanın ifade edilmesi gerektiğini belirtti. T’u Chüeh’lerin desteğini sağlayarak, askeri gücün artırılmasını söyledi. Li Yuan, onun sözünü dinledi. Böylece, Liu Wen-Chin’i Shih Pi K’e Han’a elçi olarak gönderdi. Liu Wen-Chin ile Shih Pi K’e Han görüşürlerken Shih Pi K’e Han dedi ki : ‘ T’ang Kung (Li Yuan) başkaldırmak istiyor. Bunu nasıl yapacak?’ Liu Wen-Chin: ‘ Biz, sizin ordunuzla birlikte başkente girmeyi düşünüyoruz. Halk ve toprak T’ang Kung’un, elde edilecek tüm ganimet T’u Chüeh’lerin olacak.’ Shih Pi K’e Han bunları duyunca çok sevindi. K’an Hsiao Li emrine 2000 atlı asker vererek Liu Wen-Chin ile birlikte gönderdi’’ denmektedir[7]. 

        Wen Ta-Ya’nın kitabında 1000 atlı askerin gönderildiğinden söz edilmektedir. Oysa, Chiu-T’ang Shu, çok ayrıntılı bir biçimde K’an Hsiao Li ile birlikte 2000 atlının Liu Wen-Chin’e eşlik ettiğini yazmaktadır. 

        Wen Ta-Ya’nın kitabını okumaya devam edelim: ‘‘T’u Chüeh’lerin lideri Shih Pi K’e Han, Ta Kuan, Chih Shih ve T’e Ch’ing derecesindeki soylu elçilerini Li Yuan’e göndererek, ‘ atlı askerler yoldalar, birkaç gün sonra varacaklar’ diye haber yolladı. Li Yuan bu haberi duyunca çok sevindi ve ‘ Tanrı benim başarılı olmam için Hu’ları gönderdi’ dedi.’’ [8][9]  

        Wen Ta-Ya’nın kitabını okumaya devam edelim:  ‘‘Liu Wen-Chin ve T’u Chüeh askerileri gecikip, üstelik onlarla ilgili hiç haber alınamayınca, T’u Chüeh’lerin Liu Wu-Chuo’ya yardım edecekleri, güneyden gelerek T’ai Yuan’e saldıracakları yolunda söylentiler çıktı’’ denmektedir.[10][11] 

        Demek ki, son ana kadar T’u Chüeh’lerin hangi askeri lideri destekleyeceği merakla beklenmektedir. Çünkü, iktidar kavgasının sonucunu T’u Chüeh’lerin yapacağı tercih belirleyecektir. Sonuçta, T’u Chüeh’lerin desteğini sağlayan Li Yuan, bu iktidar kavgasından galip çıkmış ve T’ang Hanedanlığını kurmuştur. 

        T’u Chüeh’lerin Çin tarihi içindeki etkileri hiç de az değildir. Diyebiliriz ki, Çin tarihinin akışını değiştirmişlerdir.


[1] Liu Wu- Chuo Çin’in kuzeyinde iktidar kavgası yapan askeri liderlerden biridir.

[2] Ta Tu Pi Ch’ieh K’e Han’ın bir diğer adı da Chieh Shih K’e Han’dır.

[3] Ta T’ang Ch’uan Yeh Ch’i Chü Chu, s. 11.

[4] Ch’en Yin K’e Ch’uan Chi, s. 612.




21 Eylül 2011 , Çarşamba